Elini Sıkmam Sen Hainlik Yapıyorsun

Kapatılan Zaman gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Abdülhamit Bilici, firarda olduğu ABD’de verdiği iki konferansta Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı şikayet ederek 15 Temmuz darbe girişimini “masum” göstermeye çalıştı. Ancak salonun boş olması dikkat çekti.

  Elini Sıkmam Sen Hainlik Yapıyorsun
  Elini Sıkmam Sen Hainlik Yapıyorsun ADMİN
Bu içerik 234 kez okundu.

Yürütülen Fetullahçı  Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında aranan kapatılan Zaman gazetesinin eski genel  yayın yönetmeni ABDülhamit Bilici, ABD'nin Ohio eyaletinin Dayton  kentindeki Sinclair Yüksekokulu ve James M. Cox İnovasyon Merkezi'nde “Basın  Özgürlüğü ve Demokrasi” konulu iki konferans düzenledi. Sinclair Yüksekokulu'nda Wright Eyalet Üniversitesi ve "Dayton Daily  News" gazetesi işbirliğiyle düzenlenen programa yaklaşık 15 öğrenci katıldı.  Salona iki korumayla gelen Bilici, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı  boş koltuklara şikayet etmek zorunda kaldı.

  ŞAHBADAROV'DAN TEPKİ GÖSTERDİ

Bilici’ye tepki göstermek için konferansa katılan Ahıska Türk Amerikan  Toplum Merkezi Başkanı İslam Şahbandarov ise program öncesinde salondakilere 15  Temmuz’daki darbe girişimi ve FETÖ’yü anlatan kitapçıklar dağıttı. Bilici, konferansın soru cevap bölümünde, Türk vatandaşı olmadığını,  Türkiye'de yaşananlara tarafsız bir bakış açısıyla tepki gösterdiğini vurgulayan  Şahbandarov’un FETÖ hakkındaki sorularına cevap vermekte zorlandı. Bilici’nin  imdadına yetişen organizatörler, Şahbandarov'a “basın özgürlüğü” konusu dışında  soru sorması halinde salondan çıkarılacağı tehdidinde bulundu. Şahbandarov,  Bilici'nin korumaları tarafından da tehdit edildi.

  ELİNİ SIKMAM SEN HAİNLİK YAPIYORSUN...

 Şahbandarov’un Bilici’ye tepkisi, program sonrası okul koridorlarında  da sürdü. Kendisine “Bu ikiyüzlülüğün nereden geliyor?" diye tepki gösteren  Şahbandarov ile tokalaşmak isteyen Bilici'nin eli havada kaldı. Şahbandarov'un  "Elini sıkmam, sen hainlik yapıyorsun. Ayıp değil mi?” demesi üzerine Bilici,  yanındaki korumasıyla uzaklaştı. Bu sırada ikinci korumanın Şahbandarov’un  yanında kaldığı gözlendi.  Şahbandarov,  yaptığı açıklamada FETÖ mensubu bir  firari olan Bilici'nin basın özgürlüğünden bahsedecek en son kişi olduğunu  belirtti.   Konferansta öğrencilere ve öğretim görevlilerine Türkiye hakkında çok  yanlış bilgiler aktarıldığının altını çizen Şahbandarov, “Dayton’ta yaklaşık bin  Ahıska Türkü yaşıyor. Konferanstan son anda haberimiz oldu ve büyük bölümümüz  etkinliğe kayıt yaptıramadı. Kayıt yaptıranlara bilet vermek istemediler.  Katılabilenlerin de soru sormasına izin verilmedi. Adını bile anmak istemediğim  bu kişinin, burada Türkiye hakkında yalan ithamlarda bulunması hainliktir.”  ifadelerini kullandı.

 Bu arada etkinlik organizatörlerinden Monica M. Schultz, AA  muhabirinin “Öğrencilere basın özgürlüğü konusunda konferans vermesine izin  verilen Bilici’nin Türkiye’de darbe girişiminin sorumlusu terör örgütüne üye  olmaktan arandığını ve ABD’de firari olarak bulunduğunu” hatırlatması üzerine  Bilici’yi “basın özgürlüğü mağduru” olarak gördüklerini, konferansa bu nedenle  davet ettiklerini söyledi. Schultz, konferans öncesi ABD makamlarıyla Bilici hakkında yapılan  istişarelerde “olumsuz” bir değerlendirmeyle karşılaşmadıklarını belirtti.

 AA'NIN KATILIMINI ENGELLEMEYE ÇALIŞTI...  

Yüksekokuldaki gergin konferansın ardından organizatörler, AA  muhabirinin ikinci programa katılımını engellemeye çalıştı. Bilici, buradaki konuşmasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı suçlayarak,  15 Temmuz kanlı darbe girişimini “masum” göstermeye çalıştı. AA'nın kamerasını ve  dinleyiciler arasında bulunan Türkleri fark eden Bilici, konuşmasını planlanandan  erken bitirdi ve soru almadı. Bilici’nin salondan ayrıldığı sırada bir  dinleyicinin “hain” diye bağırdığı duyuldu.  Konferans sırasında bir polis aracı,  gazete binası önünde bekledi.  Güvenlik görevlileri, oturumun ardından basın mensuplarını binadan  uzaklaştırdı. Konferansa katılan dinleyicilerden Amerikalı Ted Wendeln, programın  planlanandan erken bitirilmesine anlam veremediğini söyledi. Wendeln, “Program  sonunda sormak istediğim bazı konular vardı. Söz almak istediğimde soru kabul  etmeyeceklerini söylediler. Neden böyle birşey yaptıklarını anlayamıyorum. Eğer  konu basın ve ifade özgürlüğüyse, dinleyicilerin de soru sormalarına,  düşüncelerini ifade etmelerine izin vermeleri gerekirdi.” şeklinde konuştu. 

 Yusuf Alsein adlı bir başka dinleyici de Bilici’ye sormak istediği  sorular olduğunu, soru sormasına izin verilmemesinden rahatsızlık duyduğunu  bildirdi.  Dayton’da yaşayan avukat Muhammed Al Hamdani, FETÖ’nün ABD’deki  faaliyetlerinden rahatsızlık duyduğunu, bu grubun yaptığı karanlık işlerin bir an  önce ortaya çıkarılmasını ümit ettiğini söyledi. Al Hamdani, Bilici’nin verdiği  konferansların önemli bir etkisinin olacağını inanmadığını ancak yine de bundan  rahatsız olduğunu sözlerine ekledi.

 Türkiye’nin Chicago Başkonsolosu Umut Acar ise demokrasinin  vazgeçilmez unsurlarından olan basın özgürlüğünün, Türkiye’de Anayasa ile güvence  altına alındığını anımsatarak “Bu konu, elbette tartışılabilir ama Amerikalı  dostlarımızın Türkiye’deki basın özgürlüğünü kimlerle tartıştıklarına dikkat  etmeleri gerekir. Basın özgürlüğünü bir terör örgütünün mensubu veya  sempatizanları ile konuştuğunuz zaman akla soru işaretleri gelir. Basın özgürlüğü  ile basını kullanarak terörü ve teröristleri yüceltme arasındaki farkın iyi  anlaşılması gerekir. Konuşmacı olarak davet edilen zatın mensubu olduğu gazetenin  yaptığı haberler ve attığı manşetlerle geçmişte pek çok masum insanın hayatını ve  kariyerini kararttığı unutulmamalıdır.” dedi. Terör örgütlerine köşelerini açan, halkın haber alma özgürlüğüne  hizmet etmek yerine terör gruplarının propagandalarını yapan ve teröre finans  sağlayan kuruluşların mensuplarının “gazeteci” ya da “basın mensubu” olarak  değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen Acar, “Bugün Türkiye’de hiç kimse  gazeteci olduğu için ya da farklı görüşleri olduğu için tutuklanmıyor. Bu  insanlar; terörü ve teröristleri yücelttikleri, gazetecilik kisvesi altında  farklı faaliyetler yaptıkları için haklarında açılan soruşturmalarla karşı  karşıyadırlar.” diye konuştu.  Konferansları düzenleyen organizatörlerden başkonsolos olarak görev  yaptığı bir yılı aşkın süre içinde basın özgürlüğü konusunda herhangi bir  etkinlik ya da işbirliği talebi almadığını vurgulayan Acar, “Türkiye’deki basın  özgürlüğü ile ilgili yapmak istedikleri bu konferansla ilgili bizlerle de temasta  bulunmalarını isterdik. Bu konuda konuşması gereken en son kişileri  konferanslarına davet ederek kamuoyunu yanlış bilgilendirmemeleri gerekir. Bu  konferanslardan sonra kendilerine ulaşarak konuyla ilgili doğru bilgileri  kendilerine aktaracağım. Davet ederlerse de Dayton kamuoyunu bu konuda doğru  bilgilendirmek için elimden geleni yapmaya hazırım.” dedi.
 

Soru ve Yorumlarınız
Kalan karakter sayısı : 500